Bu içerik, 27 Ağustos'ta düzenlenen webinardan çıkarılmıştır.
Neo Skola
11 Eylül 2026

“Hayat, konfor alanınızın dışına çıktığında başlar. Konfor alanınızdan çıkmazsanız büyüyemezsiniz.”
Dr. Richie KaraburunWebinarın en çok tekrar eden mesajlarından biri, büyümenin konfor alanının dışında başladığıydı. Dr. Karaburun, bunu kendi hikâyesi ve deneyimi üzerinden anlattı: Uludağ Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Türkiye’de iyi bir holdingde işe başlamak üzereyken, çok daha düşük maaşlı dokuz aylık bir staj için 32 yıl önce tek valiz ve 400 dolarla Los Angeles’a gitti. Dokuz aylık plan ise Amerika’da 32 yılı aşan bir kariyere dönüştü. Katılımcılara bıraktığı soru da bu hikâyenin merkezinde yer alıyordu: “En son ne zaman risk aldınız?”
Konfor alanından çıkmayı tek bir cesaret anı olarak değil, aşamalı bir süreç olarak tarif etti: önce korku, ardından korkuyu aşma, öğrenme ve büyüme. Bu süreçte ortaya çıkabilen İmposter Sendromu’nun son derece normal olduğunu vurguladı. Kendisi doktoraya başladığında, İmposter Sendromu’nun yaşattığı yetersizlik hissini yaşadığını anlattı. Kısacası, “Bunu yapabilir miyim, buna layık mıyım?” sorusu bazen yanlış yerde olduğunuzu değil, konfor alanınızın dışına çıktığınızı gösteriyor.
Fırsatlar konusunda tavsiyesi ise oldukça netti: Hayır deme lüksünüz olana kadar karşınıza çıkan fırsatlara evet deyin. Bir hedefin önündeki para, zaman ya da çevre eksikliği gibi engelleri daha başlamadan vazgeçme gerekçesine dönüştürmeyin.
Webinarın en önemli noktalarından bir başkası da “başarı” tanımının yıllar içinde nasıl değiştiğiydi. Dr. Karaburun, 20’li ve 40’lı yaşlarında başarıyı para, makam ve ödüller üzerinden tanımlarken bugün üç kavrama odaklandığını söyledi: etki, anlam ve iz bırakmak.
Gerçek başarı, siz yükselirken kaç kişinin sizinle birlikte yükseldiğidir.
“İyi bir hayat istiyorum” cümlesini bir hedef değil, niyet olarak tanımlıyor. Bu kapsamda hedef; belirli, ölçülebilir, ulaşılabilir, ilgili ve zamana bağlı olmalı ve mutlaka yazılmalı. (Araştırmalar, yazılan hedeflere ulaşma oranının %40 daha yüksek olduğunu gösteriyor.)
Aynı yaklaşımı zaman yönetimine de taşıyor: Fazla harcadığınız parayı yeniden kazanabilir ya da borç alabilirsiniz, ancak verimsiz geçen bir haftayı geri alamazsınız. Hepimizin günde 24 saati olduğunu hatırlatarak mesajını netleştiriyor: “Zamanınızı siz yönetmezseniz, başkaları yönetir.”
Duygusal zekâyı geliştirilebilir bir beceri olarak gören Dr. Karaburun, şirketlerin üst düzey yöneticileri değerlendirirken bu alana giderek daha fazla önem verdiğini söylüyor. Süreklilik konusunda da yetenekten çok, yılmadan devam etmenin altını çiziyor. Her gün yalnızca 20 dakika bir konu üzerinde çalışmanın yıllar içinde yaratacağı farkı hatırlatırken şu soruyu soruyor: “Telefonumuzu her yıl güncelliyoruz; peki kendimizi, kendi yetkinliklerimizi nasıl yeniliyoruz?”
Webinarın en çok üzerinde durulan başlıklarından biri ise network oldu. Dr. Karaburun, özellikle network ile torpil arasındaki farkın bilincinde olmanın önemini vurguladı. Amerika’ya geldiğinde güçlü bir çevresi olmadığını; network’ünü hocaları, öğrenci toplulukları, AIESEC ve sektör dernekleri aracılığıyla zaman içinde kurduğunu anlattı.
Network kapıyı açabilir ama o kapıdan içeri girmenizi sağlayan şey hazırlığınız, yeteneğiniz ve emeğinizdir. Utanılması gereken network kurmak değil, liyakat olmadan ayrıcalık istemektir.
Dr. Karaburun, hem eğitimi hem de webinar boyunca başarıyı yalnızca bir düşünce biçimi olarak değil, uygulanabilir ve geliştirilebilir beceriler bütünü olarak ele alıyor. Önerilerinin ortak noktası ise oldukça net ve basit: düşünün, yazın, uygulayın ve belirli aralıklarla dönüp kendinize yeniden bakın. Bu hafta başlamak için öne çıkan pratiklerden bazıları:
Kendinize şu soruyu sorun: En son ne zaman risk aldım, en son ne zaman konfor alanımın dışına çıktım? Ardından uzun zamandır ertelediğiniz, sizi biraz zorlayan ama gelişiminize katkı sağlayabilecek tek bir adım seçin. Dr. Karaburun’a göre korku ve yetersizlik hissi bu sürecin doğal bir parçası; ardından öğrenme ve büyüme geliyor.
“Sizi sabah kalktığınızda ne heyecanlandırıyor? Ne yaparken yaptığınız şey size iş gibi gelmiyor?” Bu iki soruya cevap arayın. Dr. Karaburun, kendi kariyerindeki büyük değişimlerde de bu sorgulamayı yaptığını anlatıyor. Ancak önemli bir notu var: Risk alın ama hesaplayarak. Büyük bir karar vermeden önce artılarını ve eksilerini yazın.
Kendiniz için üç hedef belirleyin ve her birini SMART çerçevesinden geçirin: belirli, ölçülebilir, ulaşılabilir, ilgili ve zamana bağlı. “İyi bir hayat istiyorum” bir niyettir; onu hedefe dönüştüren şey ise somutlaştırmak. Bu noktada Dr. Karaburun’un özellikle vurguladığı nokta hedefleri “zihinde” bırakmamak: yazın ve belirli aralıklarla geri dönüp nerede olduğunuzu kontrol edin.
Özellikle şirketlerde kullanılan bu analizi bu kez kişisel hedefleriniz için yapın: Güçlü yanlarınız neler? Nerelerde gelişmeniz gerekiyor? Önünüzde hangi fırsatlar ve tehditler var? Dr. Karaburun bunu özellikle kariyer kararları ve iş görüşmeleri öncesinde öneriyor. Hatta daha objektif bir bakış için yapay zekânın da bu süreçte yardımcı bir araç olarak kullanılabileceğini söylüyor.
Geliştirmek istediğiniz tek bir alan seçin ve her gün 20 dakika ayırın. Dr. Karaburun öğrencilerine yapay zekâ konusunda tam olarak bunu öneriyor: dört yıl boyunca her gün 20 dakika öğrenmek, zaman içinde ciddi bir bilgi birikimine dönüşebilir. Buradaki mesele tek seferde ne kadar yaptığınız değil, devam edip etmediğiniz.
Alanınızdan yeni biriyle tanışın, eski bir bağlantınıza yeniden yazın ya da bir sektör etkinliğine katılın. Ancak odağı yalnızca yeni bağlantılar kurmaya değil, mevcut ilişkileri korumaya da çevirin. Dr. Karaburun’un kendi pratiği oldukça basit: eski yöneticileriyle görüşmeye devam ediyor, önemli günlerini hatırlıyor ve ilişkilerini yıllar boyunca canlı tutuyor. Çünkü network, bir kerelik bir tanışma değil, zaman içinde biriken sosyal sermaye.
Dr. Karaburun’un sabit ve gelişim zihniyeti anlatısındaki temel ayrım tam burada yatıyor: “Yapamam” yerine “Yapabilirim ama henüz değil.” Kendinize koyduğunuz sınırı, öğrenilebilir ve aşılabilir bir alana dönüştürün.
Başlığa dokunun, cevabı açılsın.
Dr. Karaburun’a göre duygusal zekâ, IQ’dan farklı olarak üzerinde çalışılarak geliştirilebilen bir beceri. Kendi deneyiminden yola çıkarak bu konuda eğitimler almayı, okumayı ve özellikle Daniel Goleman’ın çalışmalarını takip etmeyi öneriyor. Benzetmesi de oldukça basit: Spor salonunda kaslarınızı geliştirdiğiniz gibi, duygusal zekânızı da düzenli pratikle geliştirebilirsiniz.
Topçuoğlu’nun ek önerisi ise bir mentor ya da yol arkadaşı bulmak. Hedefinizi güvendiğiniz biriyle paylaşmak, zorlandığınızda size hedefinizi hatırlatacak ve yolunuza devam etmenize yardımcı olacak bir destek mekanizması yaratabilir.
Dr. Karaburun’un önerileri oldukça somut: yapılacaklar listesi tutmak, teslim tarihlerini yazmak ve belirlediğiniz hedeflere düzenli olarak geri dönmek. Hedeflerinizi bir hafta, bir ay, üç ay ya da bir yıl sonra yeniden kontrol ederek nerede olduğunuzu görmenizi öneriyor. Çünkü bazen “geride kalmışım” diyebilmek bile yeniden odaklanmanın başlangıcı.
Dr. Karaburun soruyu başka bir yere taşıyor: Mesele dünyanın sizden nasıl biri olmanızı beklediği değil, sizin dünyaya ne katmak istediğiniz. Bunun için geleceğinizin resmini çizmenizi öneriyor: Kendinizi 30, 40, 50 ya da 60 yaşında nerede görüyorsunuz ve oraya ulaşmak için nasıl birine dönüşmeniz gerekiyor? Kendisi de bugün on yıl sonrasını düşünüyor; nerede yaşayacağını, hangi hobilerle ilgileneceğini ve hangi kitabı yazabileceğini şimdiden planlıyor.
İlk adım, kendi sektörünüzün profesyonel topluluklarını bulmak. Dr. K; sektör derneklerine üye olmayı, etkinliklere ve webinarlara katılmayı öneriyor ve kendi alanından American Marketing Association’ı örnek veriyor. Mentorluğun ise çoğu zaman “Mentorum olur musunuz?” sorusuyla değil, zaman içinde kurulan ilişkilerden organik biçimde geliştiğini söylüyor. Kendi mentorlarının bir kısmı da eski yöneticileri.
Yapay zekâ da belirli sınırlar içinde bir gelişim aracı olarak kullanılabilir. Ancak hem Dr. Karaburun hem Topçuoğlu burada net bir sınır çiziyor: kişisel gelişim ve mentorlukta destek olabilir; psikolojik desteğin yerini almamalı.
Dr. Karaburun bunu doğrudan iyi yöneticiliğin bir parçası olarak görüyor. Bir genel müdürün işi sahada yapan insanları, ihtiyaçlarını ve yaşadıkları sorunları anlamadan iyi bir yönetici olamayacağını söylüyor. Kendi yöneticilik döneminden verdiği örnek de bunu gösteriyor: Ofisine geçmeden önce kahvesiyle farklı birimleri dolaşır, çalışanlarla konuşur ve neler olduğunu doğrudan onlardan dinlermiş. Aksi durumda ortaya çıkan şey, onun ifadesiyle ivory tower etkisi: yönetim odasından, sahada olan bitenden kopuk biçimde şirketi yönetmek.
Topçuoğlu da kendi danışmanlık deneyiminden bir örnek verdi: Mavi yaka çalışan devir hızının yüksek olduğu bir aile şirketinde, ikinci kuşak genel müdürün her hafta bir grup çalışanla öğle yemeği yemeye başlaması çalışanların şirkete bakışını ve şirkette kalma sürelerini olumlu yönde değiştirmiş.
Her iki konuşmacı da bu katkının altını çizdi. Topçuoğlu, SWOT’un yalnızca doldurulması gereken bir tablo değil, stratejinin temel başlangıç noktalarından biri olduğunu hatırlattı. Kendinizi ne kadar iyi tanırsanız, size uygun hedefleri belirlemek ve o hedeflere giderken güçlü ve zayıf yönlerinizi kullanmak da o kadar kolaylaşıyor.
Dr. Karaburun ise bunu doğrudan pratiğe çeviriyor: Bir iş ya da staj görüşmesine gitmeden önce kendinize kişisel SWOT yapın. “Şirket için yapıyorsunuz, departman için yapıyorsunuz. Peki kendi hayatınız için?”
“Azmin gücü sizlerle olsun.”
Webinarın tam kaydını izleNeo Skola
Neo Skola resmi hesabı

New York Üniversitesi Girişimcilik Merkezi Direktörü Dr. Recep “Richie” Karaburun, bu yazısında modern iş dünyasında "iyi bir CV"nin neden artık tek başına yeterli olmadığını ve yapay zekâ devriminin kariyer basamaklarını nasıl yeniden kurguladığını mercek altına alıyor.
·
10 Ağu 2026

Yapay Zeka Stratejisti İlkem Kayıcan Dipçin, Silikon Vadisi’nde yükselen, şirketlerin yapay zeka kullanım miktarını bir başarı kriteri sanarak düştüğü "tokenmaxxing" tuzağını ve kurumsal dünyada yapay zeka ile gerçek değer üretmenin kritik yollarını ele alıyor.
·
29 Haz 2026

Herkes için ideal çalışma günü farklıdır. Peki, sizin için ideal çalışma gününü nasıl yaratmalısınız?
·
23 Eyl 2024

Z Jenerasyonu eğitimden iş hayatına her şeyi dönüştürüyor. Ancak bu dönüşümün eğitim sistemine etkileri ne olacak?
·
3 Eyl 2024

KATEGORİLER
Liderlik
Gastronomi
Çocuk Gelişimi
Sürdürülebilirlik
Self Help: İyi Yaşam Becerileri
Yapay Zeka
Sinema
Tarih
Finans
Bilim
Sağlık
Satış
Pazarlama
Girişimcilik
Yetkinlik Gelişimi
Sürdürülebilirlik
Sanat
Yaşam Kültürü
Müzik
EĞİTMENLER
EĞİTİMLER
HAKKIMIZDA
Hakkımızda
Sık Sorulan Sorular
Destek
Kurucularımız
Çerez Politikası
KVKK Başvurusu
Kullanım Şartları
Çerez Tercihlerini Yönetin